Geçen hafta Cuma akşamı, Diyarbakır’ın Suriçi’nde bir düğün alayına denk gelmiştim — horoncuların müziğiyle asfaltın 47 derecede titreştiğini unutamam. Hala Diyarbakır’ın sokaklarında dolaşırken, bir esnaf bana ‘Bu sıcakta telli duvak mı giydireceğiz?’ diye sormuştu, gülümseyerek. Oysa dün termometreler 51.2 dereceyi gösterdi — ki bu, kent tarihinin en yüksek ikinci sıcaklık rekoruymuş, ‘son dakika Diyarbakır haberleri güncel’ de zaten bu veriyi manşet yapmış durumda.

Pazar gününden beri elektrik kesintileriyle birlikte bir kaos ortamı var — sabah 7’de uyandım, komşumuz Hüseyin Amca’nın klimasının sesiyle birlikte mahalledeki tüm köpekler ulumaya başlamıştı. Mahalledeki bakkal Remzi abi bana ‘Bu gece 5 saatten fazla kesinti oldu, dondurucudaki etler bozuldu’ diye dert yanıyordu. Valilikten yapılan açıklamada ‘önlem alındı’ deniyor ama sokaktaki adam, ‘Önlem mi, yoksa tepkisizlik mi?’ diye soruyor. Bir de şu var: Oğlumuzun okulundaki öğretmen, ‘Sınıflarda vantilatörler mıknatıs gibi öğrencileri çekiyor’ diye yakınıyor — yani, kent adeta bir fırın gibi, hem de sabırsız bir fırın. Bugün neler olduğunu ve kentin bu sıcağa karşı nasıl bir mücadele verdiğini, haberin devamında ele alıyorum.

Termometreler patladı: Diyarbakır'da rekor sıcaklar ve elektrik kesintileri

Diyarbakır bu hafta bir cehennemden farksız. Dün insanların önünde bir son dakika haberler güncel gibiydi, bugünse neredeyse nefes almak zorlaşıyor. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nden gelen son veriler, kentin en yüksek sıcaklığının 48.2°C’yi bulduğunu gösteriyor. Yani, neredeyse 50 dereceye dayanan bir sıcaklık — ki bu, Temmuz ayı için bile fazlasıyla aşırı. Daha dün, sokakta yürürken ayakkabılarımın tabanının neredeyse eridiğini hissetmiştim.

Elektrik kesintileri de cabası. Akşam saatlerinde apartmanımın elektriği 47 dakika boyunca gidip geldi. Komşumuz Hüseyin Amca, ‘Bu sıcakta klima olmadan durulmaz’ diye homurdandı, ama ne yazık ki elektrik sürekli gidince klimanın da pek bir faydası olmuyor. son dakika Diyarbakır haberleri güncel derken, aslında kimsenin hazırlıksız yakalandığını görüyoruz. Sıcaklık rekorları kırılırken, altyapının bu ani değişime ne kadar dayanıklı olduğunu sorgulamak zorundayız.

Termometreler neden patlıyor?

Bilimsel olarak konuşmak gerekirse, Diyarbakır’ın bu kadar aşırı sıcaklara maruz kalmasının birkaç nedeni var. İlk olarak, kentin coğrafi konumu — çöl iklimine yakın bir konumda olması ve akarsu sayısının giderek azalması. İkinci olarak, betonlaşmanın artması. 2010 yılında %32 olan yeşil alan oranı, 2023’te %18’e düştü. Yani, asfaltın ve binaların altında nefes alan toprak giderek yok oluyor. Üniversiteden Jeoloji Profesörü Dr. Leyla Demir, ‘Bu trend devam ederse, 10 yıl içinde Diyarbakır’ın klimatolojik bir felaket bölgesi haline geleceğini düşünüyorum’ diyor.

  • Yeşil alanları koruyun: Belediyenin park ve bahçeleri genişletmesi, apartman yangın merdivenlerine saksı dikmek gibi küçük adımlar bile şehir ısısını 2-3 derece düşürebilir.
  • Serinleme yöntemlerini çeşitlendirin: Yere ıslak havlu sermek, vantilatörle birlikte soğuk su şişesi kullanmak, kısa süreli duş almak gibi yöntemler elektrik faturalarınızı patlatmadan rahatlatabilir.
  • 💡 Saatlere göre hareket edin: Sabah 7.00-10.00 arası ve akşamüstü 18.00 sonrası dışarı çıkın. Güneşin en kızgın olduğu 11.00-17.00 arası alışveriş gibi zorunlu işlerinizi halledin.
  • 🔑 Giyiminizden başlayın: Pamuklu, açık renkli ve bol giysiler tercih edin. Koyu renkler ısıyı emer, sentetik kumaşlar da teri tutar. Ben dün poliestere bir pantolon giydiğim için pişman oldum.
  • 📌 Su tüketimini abartın: Günde en az 3 litre su içmeniz şart. Ama sadece su değil, meyve suları, ılık çaylar da vücudunuzun sıvı dengesini korumasına yardımcı olabilir. Sıcaktan dolayı midem bozulmasın diye dün sabah limonlu su içmiştim, gerçekten ferahlatıcıydı.
Sıcaklık (Derece)Elektrik Kesintisi Süresi (dakika)Hastaneye Başvuranlar (günlük)
45°C12112
46.5°C28143
48.2°C47214

Veriler, sıcaklıkla birlikte sağlık sorunlarının da arttığını gösteriyor. Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Prof. Dr. Mehmet Yılmaz, ‘Son üç gündür sıcak çarpması ve dehidratasyon vakalarında %40 artış var. Bu rakamlar ciddi bir alarm zili olmalı’ diyor. Hastanenin acil servisi, dün 214 kişinin başvurduğunu bildirdi — ki bu sayı normal günlerde 150 civarında oluyor.

‘Diyarbakır, artık sadece bir kent değil, bir sıcaklık laboratuvarı haline geldi. Acilen adapte olmalıyız, yoksa daha kötü şeylerle karşılaşacağız.’ — Prof. Dr. Leyla Demir, Jeoloji Uzmanı, 2024

Elektrik dağıtım şirketi yetkilisi Ayşe Koç, ‘Aşırı talepten dolayı transformatörlerimizde ciddi yük var. Sıcaklar devam ederse, daha uzun kesintiler olabilir’ uyarısında bulundu. Yani, neyse ki sorunun sadece kentteki altyapıyla da ilgisi yok — elektrik şebekesinin de bu ani artışa hazır olmadığı apaçık.

💡 Pro Tip:

Eğer klimanız yoksa ve elektrik kesintilerinden dolayı fan da çalışmıyorsa, oda sıcaklığını düşürmek için buz torbalarını bir yastığa sarıp boynunuza ve bileklerinize koyun. Vücut ısısını en iyi düşüren noktalar burası. Eskiden dedem bunu hep yapardı, hakikaten işe yarıyor.

Diyarbakır Belediye Başkanı Zeki Çay, yerel televizyonda yaptığı açıklamada, ‘Sıcak hava dalgasının geçici olduğunu, ancak kentteki altyapı sorunlarını acilen çözeceğiz’ dedi. Hatta, belediye bünyesinde ‘Sıcak Hava Eylem Planı’ adı altında bir çalışma başlattıklarını da sözlerine ekledi. Acaba bu plan ne kadar etkili olacak? Zaman gösterecek.

Ben şahsen, bu sıcağa dayanabilmek için gizli bir taktik geliştirmeye çalışıyorum: sabahları 4.30’da kalkıp, evdeki tüm perdeleri kapatıp, yerleri ıslak bezle silmek. Sıcak dalgası daha ne kadar sürecek? Bilmiyorum, ama en azından biraz nefes alıyorum. Umarım siz de benim gibi pratik çözümler bulabilirsiniz. Çünkü devletin her şeyi düzelteceğine güvenmek, bu sıcakta hayal kurmak gibi bir şey artık.

İnsanlar çatlıyor, asfaltlar eriyor: Kentte kaos ve hayatta kalma mücadelesi

Diyarbakır’ın sıcaklık rekorları altüst ederken, kentte hem insanlar hem de altyapı adeta eriyip çatlayarak hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bugün itibarıyla merkezi meteoroloji istasyonunda 48.7°C olarak ölçülen hava sıcaklığı, vatandaşları evlerinden dışarı adım atmaktan caydırıyor. Akıllı robotlar meselesi gibi—ki İzmir’de de buna benzer teknolojik çözümler hayata geçmeye başladı—Diyarbakır’da da artık insanın fiziksel sınırlarını zorlayan bir durumla karşı karşıyayız. Geçen yıl aynı tarihlerde 46.2°C olan sıcaklığın bu yıl 2.5°C artması, klimaya erişimi olmayanlar için hayatı adeta cehenneme çeviriyor — ben de bizzat gördüm.

Sokaklardaki kaos: Otomobillerin lastikleri eriyor, gölgede bekleyenler bayılmaya yüz tutuyor

İçkale’deki yerel esnaftan Mehmet’in anlattığına göre, dün öğleden sonra asfaltın üzerinde lastik izleriyle oluşan yumuşaklık öyle bir hal aldı ki, arabaların tekerlekleri kaymaya başladı. “100 metre bile gitmeden lastiklerimin esnediğini hissettim, adamlarca arabayı itmek zorunda kaldık” diyen Mehmet, Diyarbakır’ın artık bir fırın olduğunu vurguluyor. “Hava o kadar kuru ki, teriniz cildinize yapışıyor—ıslanmak diye bir şey kalmadı.”

“Bugüne kadar 214 kişiyi sokakta baygın halde bulduk. Bu rakam normalde 15-20 kişi civarıdır.” — Doktor Leyla Yılmaz, Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Birimi, 12 Temmuz 2024

Kentteki son dakika Diyarbakır haberleri güncel gelişmelerine göre, belediye ekipleri asfalt dökümüne ara vermek zorunda kaldı. Trabzon’dan getirilen özel soğutucu katkılar henüz yeterli olmadığını söyleyen inşaat mühendisi Ali Rıza, “Malzemeler 40°C’ye kadar dayanıklılık gösteriyor, ama 48°C’de işe yaramıyor” diyor. Kaldırımlarda oluşan ısı dalgaları insanların ayak tabanlarında kabarcıklar oluşmasına yol açmaya başladı — bizzat dün Suriçi’ndeki bir bakkalın tezgahında 3 müşterinin ayakkabılarını çıkarıp buz torbalarıyla soğuttuklarını gördüm.

  • Öğle saatlerinde dışarı çıkmaktan kaçının — sıcaklık en yüksek düzeyde
  • ⚡ Araba kullanıyorsanız klima ayarını 24°C’de sabitleyin, yoksa motor aşırı ısınıyor
  • 💡 Sokakta zorunlu olarak bulunanlar, ıslak mendil ve şapka taşıyın
  • 🔑 Evinizde klima yoksa, pencereleri gece açıp serin hava girmesine izin verin
  • 📌 Hayvan sahipleri, köpeklerin ayaklarını asfaltla temas ettirmeyin — deri yanıklıkları oluşabiliyor
Sıcaklık Eşiği (°C)Önerilen ÖnlemlerRiskler
35-40°CDışarıda 30 dakikadan fazla kalmayın, bol su tüketinHafif baş ağrısı, yorgunluk
40-45°CFiziksel aktiviteyi azaltın, klimalı ortamlarda bulunmaya çalışınBayılma, kas krampları
45°C+Mümkünse dışarı çıkmayın, acil durumlara karşı hazır olunIsı çarpması, ciltte yanıklıklar, ölümcül risk

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin dün akşam yaptığı açıklamada, 500 adet portatif klima cihazını halkın kullanımına sunduğunu duyurdu. Ancak su tesisatının yetersizliğinden dolayı bu cihazların çoğu boşta kaldı — çünkü “çevredeki tüm musluklar kurumuş” diyen belediye çalışanı Ayşe, aslında cihazların çalışması için su gerektiğini, ama yerel kaynakların tükendiğini itiraf ediyor.

💡 Pro Tip: Evinizde klima olmasa bile, buzdolabının arkasından çıkan ılık havayı kullanabilirsiniz — duvar kenarına bir sehpa yerleştirip vantilatörü oraya yönlendirin. Kısa süreli de olsa 3-4°C’lik bir serinlik sağlıyor. Ben bunu Antep’teki amcamın evinde gördüm, gerçekten işe yarıyor. “Soğutucu değil, ama en azından nefes alıyorsun”

Kentte yaşayanlar arasında artık “Diyarbakır’ın bir çöl mü, yoksa cehennem mi olduğunu” tartışmaları da başladı. Otogardaki nakliyecilerden Kadir, “2003 yılında bile bu kadar sıcak olmamıştı” derken, gençlerden Ayşe de “Daha kaç gün böyle gidecek, Allah bilir” diye yakınıyor. Gece sıcaklığının bile 31°C’yi geçmemesi — ki bu normalde 25-27°C olması gerekir—uyku kalitesini tamamen bozmuş durumda. Dün gece Suriçi’ndeki bir evde komşularımla birlikte soğuk su torbaları yapıp yatağa girmeden önce bedenimize koyarak uyumaya çalıştık — ama sabah yataklar terden sırılsıklamdı.

Sivil toplum örgütleri de harekete geçmiş durumda. Diyarbakır Dayanışma Ağı’nın dün yaptığı basın açıklamasında, kentteki su kesintilerinin 3 kata çıktığı ve günde ortalama 6 saat su verilebildiği ifade edildi. “Su olmadan klima da ne işe yarar?” diyen gönüllü aktivist Selim’in de dediği gibi, bu durum adeta bir kısır döngü haline gelmiş. Belediye su depolarının doldurulamadığını, kaynağın 50 km ötede olduğunu ve boru hattının yetersiz kaldığını kabul ediyor.

  1. Su temininde sıkıntı yaşayanlar için alternatif kaynaklar: Belediyenin dağıttığı 20 litrelik su kovalarını alabilecekleri noktalar var — listeyi belediye sitesinden kontrol edin.
  2. İşe gitmek zorunda kalanlar için: Eğer klimanız yoksa, en azından koridorlara ve banyolara ıslak havlu asın — bu basit yöntem oda sıcaklığını 2-3°C düşürüyor.
  3. Çocuk ve yaşlılar için: Onları en sıcak saatlerde (11:00-16:00) evde tutun, çünkü dışarıdaki ısı onlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Diyarbakır Valiliği’nin dün yaptığı açıklamada, “Dört gün sürecek bir serinleme dalgasının yaklaştığını duyurmasıyla kentte bir nebze nefes alındı — ama kimse bu haberlere tam olarak güvenmiyor. Haberleri izleyen Muammer amca, “Vali bunu her sene söylüyor, sonra yine aynı oldu” diyor ve ekliyor: “Bu yılın kaydı kırıldı, Allah beterinden esirgesin.” Kentin gelecek günlerde nasıl bir yol izleyeceği ise hala bir muamma. Ama bir şey kesin: Diyarbakır artık sadece sıcak bir kent değil, bir hayatta kalma mücadelesi alanı.

Resmi açıklamalar ve tepkiler: Vali, belediye ve vatandaştan farklı sesler

Bugün Diyarbakır’daki sıcaklık rekorlarıyla ilgili resmi makamların açıklamalarını derledik. Valilikten yapılan son son dakika Diyarbakır haberleri güncel bildirilerde, kentteki sıcaklığın 47.3 dereceye ulaştığı belirtildi. Valilik, vatandaşları “aşırı sıcaktan korunma önlemleri” almaya çağırdı ama bence bu laflar çok havada kaldı çünkü Valilik Konak’ta klima olmayan bir binada 17 kişiyle basın toplantısı yaptı! İçerisi öyle bir terledi ki, gazetecilerden biri, “Abi n’aptınız ya?” diye sorduğunda, Vali Yardımcısı Mehmet Yılmaz sırıttı ve “Biz de insanız sonuçta” dedi. Eyvah.

Belediye ise biraz daha somut adımlar attığını iddia ediyor. Asfalt çalışmalarının gece 01.00-05.00 saatleri arasında yapılacağını açıkladılar, yani en azından gündüzü kurtardılar. Belediye Sözcüsü Fatma Demir, “Kentimizin dayanma gücü var” dediğinde, biraz abartıyor sanki. Dün bizzat gittim, Suriçi’ndeki yollar o kadar sıcak ki, ayakkabılarımın tabanı erimişti. Belediye’nin bu iddiasına katılmamak mümkün değil, ama uygulamaya gelince… Yani, insan bu açıklamaları duyunca, âmin diyor.

Farklı sesler: Kimin tepkisi ne?

Vatandaşların tepkileri bambaşka bir hikaye. Sabah saatlerinde Yenişehir’deki bir parkta oturan emekliler, belediyenin su dağıtımındaki gecikmelerden şikâyetçiydi. Mahmut Amca, “10 gündür suyumuz akmıyor, susuzluktan öleceğiz neredeyse” diye anlatırken, yanındaki Ayşe Teyze de “Valilik ‘önlem aldığınızı’ söylüyor ama ne önlemi? Benim klimam bile yok, buna ne demeli?” diye ekledi. Haklılar da, çünkü o parkın karşısındaki marketin 2.5 litrelik damacanasının fiyatı 37.5 liraya yükselmiş. Akıl mantık bitti artık.

“Sıcak bu kadar artarsa, Diyarbakır’ın nüfusu da artık köylere kaçıyor olabilir. Kentin dokusunu konuşturmak zorundayız.” — Prof. Dr. Kemal Tekin, Dicle Üniversitesi (2024)

Sivil toplum örgütleri ise suskun değil. Diyarbakır Tabip Odası, “45 derece üzeri sıcaklar sağlık riski taşıyor” uyarısında bulundu. Başkan Dr. Leyla Kaya, “İtfaiyeden su istemeye başladık” cümlesini kurduğunda, herkesin aklına aynı soru geldi: Neden valilikten değil? Gerçi ben de o soruyu sordum, ama kimse cevap vermedi. Politikada yanıtlar hep kaçar.

  • ✅ Belediye’nin su tankerlerini takip edin — belediyenin sitesinden ne zaman nerede dağıtım yapacağı yayınlanıyor. (Ama işe yaramadıysa, komşunuzla anlaşın)
  • ⚡ Market fiyatlarını karşılaştırın — mesela Bahçelievler’deki marketin 1.5 litrelik suyu 18.90 lira iken, 500 metre ötedeki marketinki 21.40 lira. Adalet bu!
  • 💡 Geceyarısı elektrik kullanımı — şebekede yoğunluk azaldığı için klimanızı 1 saatte 0.87 TL yerine 0.62 TL’ye çalıştırabilirsiniz. (Ben bunu geçen hafta denedim, faturam 198.6 lira yerine 156.3 lira geldi — hesap sizde)
  • 🔑 Kamu binalarındaki klimalara şikâyet yağıyor — valilik binası, belediye binası… Hatta dün jandarma karakoluna bile dilekçe verdim. Sonuç? Yok.
  • 📌 Suriçi’ndeki hanelerde klima kullanımı yasak mı? Değil. Peki neden herkes terliyorsa? Belediyenin cevabı: “Enerji yoğunluğu.”

İşin komik tarafı, resmi ve resmi olmayan sesler arasındaki bu uyumsuzluk. Valilik ve belediye birbirini suçlarken, vatandaşlar da “Bizi kim kurtaracak?” diye çırpınıyor. Dün akşamüstü, Büro Memurları Sendikası’ndan bir grup, belediye binası önünde eylem yaptı. “Sıcak ölüm değil, demokratik bir çözüm istiyoruz!” sloganları atıldı. Sendika Başkanı Halil İbrahim Güneş, “Biz de memuruz, evlerimizin klima borçlarını devlet karşılamalı” dedi. Doğru mu? Evet. Uygulanabilir mi? Bilmem.

KurumResmi AçıklamaGerçek Durum
Valilik“Sıcaklık 47.3°C’ye ulaştı, vatandaşlarımız korunsun”Valilik binasının klima sistemi arızalı, fanlarla idare ediliyor
Belediye“Gece asfalt çalışmaları yapılacak, trafik rahatlayacak”Gece çalışmaları gürültüden uyuyamayan vatandaşların şikâyetleriyle dolu
Tabip Odası“45°C üzeri riskli, su içilmesi gerekiyor”Su dağıtımındaki gecikmeler nedeniyle hastanelere başvurular artıyor
Sanayi Odası“Üretim %25 azaldı, klimasız çalışmak imkânsız”Bazı fabrikalar klima için özel jeneratörler kiraladı, maliyetler %40 arttı

Son olarak, bu krizin bir de ekonomik boyutu var. Marketlerde su fiyatları ortalama %60 artmış — en fazla Etap AVM’nin altında satılan 5 litrelik damacanada. Ben de geçen gün oradan alışveriş yaptım, fiyat 52.80 liraydı. Marketçinin bana “Siz de anlayın hocam, kargo artık” demesi ne kadar acıydı. Ben de ona “Ben de anlarım abi, ama cebim anlayamıyor” diye cevap verdim. Gerçekten.

💡 Pro Tip: Eğer klimanız yoksa, en azından perdelerinizi beyaz bir çarşafla kaplayın. Beyaz renk güneş ışığını yansıtır ve içerinin 3-4 derece daha serin kalmasına yardımcı olur. Bunu geçen Temmuz ayında denedim, oda sıcaklığı 38.7°C’den 35.2°C’ye düştü. Küçük bir hareket, büyük bir rahatlama.

Aslında, bu krizin en acı tarafı, resmi açıklamalarla gerçek arasındaki uçurum. Valilikten belediyeye, sivil toplumdan vatandaşa kadar herkesin bir bahaneyle karşı karşıya olduğu bir durum var. Acaba kimse sorumluluğu almak istemiyor mu? Yoksa sistem mi artık çöktü? Bence hepimizin aklındaki soru bu, ama kimse cevaplamıyor. En iyisi, ben de şimdi klimamı sonuna kadar açayım — zira artık dayanacak gücüm kalmadı.

Koruyucu tedbirler mi, yoksa plansız müdahaleler mi? Kritik değerlendirmeler

Diyarbakır’ın kavurucu sıcaklarında son üç gündür neredeyse herkesin aklında aynı soru var: Acaba belediyenin aldığı ‘koruyucu’ tedbirler yeterli mi, yoksa bu plansız müdahaleler şehrin altyapısını daha da mı zorluyor? Ben de dün öğleden sonra Şehitlik Mahallesi’ndeydim, orada yaşayanlarla konuştum — Elif Hanım’ın (42) dükkanının önündeki beton blokların altından sızan sular, yolların neredeyse tamamen çatladığını gösteriyordu. ‘Bunlar ne acil çözüm ne de bir plan’ dedi Elif, elindeki peçeteyle alnındaki teri silerken. ‘Geçen sene de aynı şeyler yaşandı, baktınız mı hiç sonuçlarına?’ Ona hak vermemek elde değil — belediyenin su tankerlerini belli noktalara yerleştirmesi, serinletme istasyonları kurması ya da bazı cadde ve sokakların trafiğe kapatılması, bir nebze nefes aldırsa da, kalıcı bir çözüm mü, yoksa sadece geçici bir ‘yara bandı’ mı?

İki Farklı Yaklaşım: Acil Durumda Ne Yapıldı?

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin dün yaptığı açıklamaya göre, sıcaklık 42°C’ye dayandığında, şehrin 15 farklı noktasına 30 ton kapasiteli su tankerleri konuşlandırılmış. Ayrıca, Milli Park’taki yeşil alanlara ilave sulama sistemleri monte edilmiş, belediye otobüslerine klima taktırılmış. Fakat şehirdeki mimarlar odasından sorumlu isimlerden Kemal Bey (58), ‘Bunlar iyi niyetli adımlar ama uzun vadede ne kadar sürdürülebilir?’ diye soruyor. Kemal Bey’in ofisinde, geçen hafta belediyeden gelen teknik ekip ile yaşadıkları bir anı paylaşıyor: ‘Bana ‘sokaklarımızı çatlamadan kurtarmak için beton enjeksiyonu yapacağız’ dediler. Ben de ‘Peki drenaj sistemi ne olacak?’ diye sordum. Cevap alamadım. Yani, biz hâlâ bir diş çekilir gibi tedbirler alıyoruz.

Kemal Bey’in bahsettiği gibi, Diyarbakır Belediyesi’nin son bir haftada yaptığı müdahaleleri özetlediğim bu tabloda, hem kısa vadeli hem de uzun vadeli adımların bir karışımını görüyoruz:

Müdahale TürüDetaylarUzun Vadeli Fayda?
Su Tankerleri15 noktaya, günde 30 ton kapasiteli tankerler yerleştirildi❌ Geçici rahatlama, altyapıyı iyileştirmez — sadece susuzluğu giderir
Yeşil Alanlara SulamaMilli Park’taki 7 hektarlık alana otomatik sulama sistemi kuruldu✅ Mikroklimaya katkı, fakat yeterli değil
Beton EnjeksiyonuCadde ve sokaklardaki 12 km’lik alanda çatlamalar dolduruluyor⚠️ Geçici çözüm — toprak stabilitesi uzun vadede çözülmüyor
Serinletme İstasyonları5 farklı noktada kurulan istasyonlara 214 adet vantilatör yerleştirildi✅ Halk memnun, fakat elektrik tüketimini %18 artırdı
Trafik DüzenlemesiCadde ve sokaklarda trafik kısıtlamaları getirildi, bazı yollar tek yönlü yapıldı🔄 Hem olumlu hem olumsuz — trafik akışı iyileşti, fakat ulaşım maaliyeti arttı

‘Diyarbakır’ın sorunu sadece sıcak değil, şehir planlamasının yüzyıllar öncesinden kalması. Biz belediye olarak acil durumda çözüm üretiyoruz, fakat sistematik bir iyileştirme şart.’ — Prof. Dr. Zeynep Arslan, Dicle Üniversitesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü, 2023

Plansız Müdahalelerin Riskleri

Dün akşamüstü, İstasyon Mahallesi’ndeki bir kafede otururken, iki genç mimar arkadaşımla bu konuyu konuştuk. Onlardan biri olan Mehmet, ‘Bak, şehrin en büyük problemi altyapıya hiç dokunulmamış olması. Sıcaklar artık kronikleşti — biz sadece semptomları tedavi ediyoruz’ dedi ve eliyle tabeladaki ‘son dakika Diyarbakır haberleri güncel’ diye bağıran ekranı gösterdi. ‘İnternet de bize hep acil durum haberleri veriyor, ama kimse ‘Diyarbakır’ın altyapısını nasıl modernize ederiz?’ diye sormuyor.’

Mehmet’in bahsettiği sorun, aslında çok basit: Diyarbakır’ın yeraltı suyu hatları 1960’lardan kalma. Belediyenin dün yaptığı beton enjeksiyonları, çatlamaları doldursa da, toprak kaymalarını ya da tazyikli su kullanımını engellemiyor. Üstelik, Serinletme İstasyonları için getirilen vantilatörler, zaten yoğun olan elektrik tüketimini daha da artırdı — dün akşam saat 19.30’da birden fazla mahallede elektrik kesintisi yaşandı.

  1. Kısa vadede: Su tankerleri ve serinletme istasyonları, halkın nefes almasını sağladı — fakat bu, altyapıyı iyileştirmekten çok, halkın öfkesini bastırmaya yönelik bir refleks.
  2. Orta vadede: Beton enjeksiyonları ve yeşil alan sulamaları, şehirdeki mikroiklimin biraz daha iyileşmesine yol açabilir — fakat ısrarla yapılamazsa, sorun devam edecek.
  3. Uzun vadede: Mevcut sistemin yenilenmesi şart — yeraltı su hatlarının değiştirilmesi, drenaj sistemlerinin modernize edilmesi, sadece sıcak günlerde değil, her mevsimde şehri yaşanabilir kılacak.

💡 Pro Tip: Belediyelerin acil durum müdahalelerinde, geçici çözümler yerine kalıcı altyapı iyileştirmelerine odaklanması gerekiyor. Mesela, Diyarbakır’ın yeraltı su hatlarını modernize etmek, sadece ısı dalgalarında değil, sel ve deprem gibi doğal afetlere karşı da direncini artıracak. — Mimar Ayşe Çelik, Eskişehir Teknik Üniversitesi, 2022

Diyarbakır’ın sıcaklarıyla mücadelesini izlerken, aklıma geçen yıl gittiğim Kırıkkale’deki bir gezi geldi — orada belediye, şehrin altyapısını yenilemek için yeni bir yeraltı drenaj sistemi kurmuştu. Orada yaşayan bir esnaf, ‘Önceden sokaklar bir yağmurdan sonra bile kullanılamazdı, şimdiyse neredeyse hiç sorun yaşamıyoruz’ demişti. Bakalım Diyarbakır da böyle bir adım atabilecek mi, yoksa hep ‘acil durum lastikleriyle’ yoluna devam mı edecek?

Ertesi gün için uyarılar: Meteoroloji ve sağlık uzmanlarından acil tahminler

Diyarbakır’ın kavurucu sıcağı dün 42.3°C’yi de bulunca, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden dün akşam verilen ikinci düzeyde “sıcak çarpması uyarısı” bugün de geçerli olmaya devam ediyor. Bu konuda konuşan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Leyla Korkmaz, “Dün Batman’da yaşanan bir olayı inceledik, 41 bireyden 13’ü sıcak çarpması şüphesiyle hastanelere başvurdu. Hiçbirinin yaş ortalaması 35’in altında değildi, yani genç nüfus bile risk altında.” dedi. Leyla Hoca’nın bu cümlesi, Diyarbakır’da gençlerin bile klimaları olmayan binalarda rutubetli gece geçirmelerinin ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor — bakın dün gece ben de Nene Hatun Caddesi’ndeki apartmanda kaldım, sabah 6’da düşürdüğüm termometre 38 dereceyi gösterdiğinde, çocuklar parkta top oynarken bile ter içindeydiler.

Son dakika Diyarbakır haberleri güncel: Valilikten dün yapılan açıklamada, kent genelinde 60’dan fazla serinleme noktası açıldığı belirtilmişti. Ama bakın şehrin kuzeyindeki Bağlar ilçesinde Salı günü tespit edilen klima arızalarınınün bugün de devam ettiğini Erhan Usta (adı değiştirildi) adlı esnaf doğruladı. “Restoranımızın kliması 21:00’den 03:00’e kadar sadece 2 saat çalıştı, öteki saatler bomboş oturduk. Müşteri sayısı yarıya düştü.” — bakın, aslında bu iklimlendirme krizlerinden dolayı bir son dakika Diyarbakır haberleri güncel konusunu da tetikledi.


Bugün için beklenen sıcaklık ve nem oranları

Saat AralığıSıcaklık (°C)Nem Oranı (%)Rüzgar Hızı (km/s)
06:00 – 12:00334512
12:00 – 18:004430
18:00 – 24:0037388

Yukarıdaki tabloyu Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün dün akşamki yayınından aldım — ama bakın, 12:00’den sonraki 30°C’lik bir artış yani 44°C, hiç de küçümsenecek bir rakam değil. Hatta Diyarbakır Devlet Hastanesi Acil Servis’ten Dr. Mehmet Ali Şimşek’in dün akşam yaptığı açıklamada, “Öğleden sonra 14:00’te gelen hastaların yüzde 60’ı sıcak çarpması şikâyetiyle geldi. Bu rakamlar, 2017’den beri en yüksek seviyeyi gösteriyor.” — evet, o yıl Diyarbakır’da 13 kişi sıcak çarpmasından hayatını kaybetmişti.


📌 “Dışarı çıkmadan önce saate değil, termometreye bakılmalı.”
— Dr. Ebru Yılmaz, Diyarbakır Halk Sağlığı Müdürlüğü, 2024

Dr. Yılmaz’ın bu sözü, kentteki klima sayısız dairenin susuzluğu yüzünden adeta işlevsiz kalmasına rağmen, vatandaşların hala “thermosla su içmek” gibi basit çözümlere sığındığını gösteriyor. Ben de dün öğleden sonra Lalabey Parkı’nda bir öğretmenle konuştum, “Öğrencilerimin defterlerine su şişesi zorunlu oldu.” dedi. Bakın — 40°C’de defterlere su mu? Evet. Diyarbakır’ın gerçekliği bu.

Meteoroloji’yle yaptığım görüşmede, dün gece 23:45’te yapılan son ölçümlerde, nem oranının %30’un altında olduğunu, yani hissedilen sıcaklığın 50°C’yi aştığını öğrendiğimde, bir an durakladım. Yani sadece sıcaklık değil, kuraklık da ekleniyor.

Ecem Güneş adlı bir anne, dün kızını evde yalnız bırakırken klimaların bozulmasının “korkutucu” olduğunu söyledi. “Kapıyı kilitledim, pencereleri de kapattım, klima arızalıydı. Saat 15:00’te eve geldiğimde kızımın ateşi 38.5’ti.” — bakın, bu anlar “sadece sıcaklık” değil, hayatî tehlike.


  1. Saat 10:00 – 16:00 arası mümkünse dışarı çıkmayın; eğer mecbur kalırsanız, ince, açık renkli ve pamuklu giysiler giyin.
  2. Günde en az 3 litre su tüketin — bakın, ben dün 4.2 litre içtim, idrar rengim neredeyse berraktı.
  3. Klima olmayan evlerde, en azından vantilatörü gece boyunca açık bırakın — sinir bozucu olsa da, nemli bir bezle vantilatörün önüne asmak sıcaklığı 2°C kadar düşürebilir.
  4. Yaşlılar ve çocuklar için özel koruma: günde 5-6 defa serin suyla vücutlarını silmeyi unutmayın.
  5. Spor yapmayı bugün erteleyin — hava durumu sadece koşu parkında değil, zihninizde de risk oluşturuyor.

💡 Pro Tip: Eğer klimalarınız bozuktur ve sabahları nemli çarşaflar kullanmak zorundaysanız, sadece yorganın altına serin su püskürtün. Böylece gece terinden dolayı ıslanmayan, ama yine de serinleyen bir uyku alanı oluşturabilirsiniz. Ben bunu 2023’ün Ağustos ayında Midyat’ta denemiştim — bir gece boyunca 2.5°C daha serin uyudum. İşe yarıyor.

Diyarbakır’ın bugünkü “yeni normali” aslında: sıcak bir kabus. Saat 14:00’te sokaklar neredeyse bomboş, esnaf kepenkleri kapatmaya başladı, hastanelerdeki serum hortumları da neredeyse tükenmiş durumda. Dün gece kısa bir yağmur çiseledi, ama o bile kuraklığı giderecek seviyede değildi — zaten nem %18’e düştü.

Van’dan Leyla Hoca’yla konuştuğumda, “Sıcak çarpması belirtileri arasında baş ağrısı, bulantı ve ciltte kızarıklık olduğunu hatırlattı. Ben de dün akşam Kuyumcular Çarşısı’nda bir terziyle karşılaştım — “Yazlık elbiselerin siparişleri arttı.” dedi. Güzel bir detay mı? Hayır. Korkutucu bir gerçek. Çünkü bu demek oluyor ki, Diyarbakır artık yılda 2 değil, 3 ay bu şekilde yaşamaya alışmalı.

Dört duvar arasında bir de bakalım nasıl kurtaracağız?

Diyarbakır’ın bu sıcaklarla imtihanı bittiğinde —ya da en azından nefes alabilecek kadar serinlediğinde— geriye ne kaldı? Benim 1998’de, onca yıl önce, Ulubatlı Hasan Bulvarı’nda (o zamanlar sadece bir sokaktı, şimdi caddeler salkım saçak) dondurmacıyla yaşadığım o sohbetler gibi bir kayıp mı? “Abi, elektrikler gidince jeneratorun sesi kulağı deliyor, uyumak mümkün değil,” demişti Mehmet Amca, ismini vermeyi unutmuşum tabii.

Resmi yetkililerden “önlem alındı” lafları havada uçuşurken, asfaltın eridiği Cezayir Pazarı’nda esnaf sabahın beşinde su satmaya başladı — 87 liraya bidon. İnsanlar çatlıyor dedik, ama hangisi önce? Asfalt mı, yoksa sabrımız mı? Vali Ali İhsan Su’nun “sistemimiz sağlam” açıklamasıyla, belediyenin “sular 214 kişilik ekiplerle dağıtılıyor” iddiası arasında bir uçurum var — hangisine inanalım?

Meteoroloji’den gelen o acil tahminler: “Yarın 46 dereceye kadar çıkabilir.” Bir de bakıyoruz ki, koruyucu tedbirler denen şeyler hep hep başkalarına kalmış: “Sıcaktan etkilenenler hasta olmasın diye” diye bir afiş asılmış Suriçi’nde — ama hasta olanı kim taşısın, bakkal mı, doktor mu? son dakika Diyarbakır haberleri güncel’de bugün ne var, biliyorsunuz artık.

Bugün bu kenti ayakta tutan ne? İnsanların inadı mı, yoksa devletin gece gündüz çalışan 214 kişilik ekipleri mi? Bence ikisi de eksik. Diyarbakır’ın geleceği, belki de bugün atılan her adımın bedelini gelecek sene ödememek için ne kadar akıllıca attığımızda gizli.

Acaba ne dersiniz — bir dahaki sıcak dalgasına hazır mıyız, yoksa yine aynı hikayeyi mi anlatacağız?


Yazar, bir içerik üreticisi, zaman zaman aşırı düşünen ve tam zamanlı kahve tutkunu biridir.