Marmara Denizi, Türkiye’nin en önemli su kaynaklarından biri olarak uzun yıllardır kritik bir konumda bulunuyor. Ancak son açıklamalara göre, bu denizin geleceği endişe verici bir durumda. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Marmara Denizi’nin oksijen seviyesinin ve canlılığının ciddi şekilde azaldığını belirterek, “Eğer kirletmeye devam edersek yakında Marmara’yı yitireceğiz,” uyarısında bulundu.
Özhaseki’nin bu çarpıcı açıklamaları, Türkiye’nin denizlerini koruma konusundaki kararlılığını ve önemini bir kez daha vurguladı. Bakan, denizlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve kamu yararının gözetilmesi gerektiğini vurgulayarak, denize kıyısı olan illerin valileriyle bir araya gelerek yeni projeleri tanıttı.
Toplantıda, vatandaşların denize erişimini kolaylaştırmak adına yapılan çalışmalardan da bahsedildi. Özhaseki, “Zorlukları aşacağız ve temizleyeceğiz. Yıkımlar başladı ve ‘Çevre Deniz İhbar Hattı’ ile gelen ihbarları değerlendiriyoruz,” şeklinde konuşarak, halkın denizlere erişimini artırmak amacıyla 100 halk plajı açacaklarını ve deniz ekosistemine zarar verilmesini önleyeceklerini belirtti.
Bakan Özhaseki, yat ve teknelerin atık denetimini sağlamak için mobil uygulama geliştirdiklerini de ifade etti. Depozito yönetim sistemi ile çevre temizliği ve ekonomik kazanç hedeflediklerini ve bu projelerin ülke genelinde yaygınlaştırılacağını vurguladı.
Bu önemli adımların atılmasıyla birlikte, Türkiye’nin denizleri ve su kaynakları koruma konusundaki hassasiyeti daha da artıyor. Vatandaşların da bu sürece destek olması ve çevreye duyarlı bir şekilde hareket etmesi gerekiyor. Her birimizin, doğal kaynaklarımızı korumak ve temiz tutmak için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmemiz elzemdir.
Marmara Denizi’nin geleceği için alınan bu önlemler, sadece bugün için değil gelecek nesiller için de büyük önem taşıyor. Denizlerimizi, su kaynaklarımızı ve çevremizi korumak hepimizin sorumluluğudur. Çünkü temiz bir çevre, sağlıklı bir gelecek demektir. Bu sebeple, çevre bilincimizi ve duyarlılığımızı her zaman canlı tutmalı ve doğal kaynaklarımıza sahip çıkmalıyız. Unutmayalım ki, doğa bizim ortak mirasımızdır ve onu korumak da hepimizin görevidir.